Sizler Hayatınızda Hiç Çaresizliği İlmek İlmek Yaşadınız mı?

Hiç hastane odasında “keşke param olsaydı” diye düşündünüz mü? Sizler hayatınızda hiç çaresizlik tattınız mı? Yoksulluğun insanın omuzlarına çöktüğü, sağlığın ise bir bir elden kayıp gittiği anlar oldu mu? Bir sabah uyandığınızda ne cebinizde umut, ne de bedeninizde güç kaldığı oldu mu?

Sizler Hayatınızda Hiç Çaresizliği İlmek İlmek Yaşadınız mı?

Çaresizlik; yalnızca kelimelerle anlatılabilecek bir duygu değildir. Çaresizlik, insanın gözlerinde biriken ama kimseye gösteremediği yaşlardır. Çaresizlik; bir hastane koridorunda, “yarın ne olacak?” sorusuna cevap bulamamaktır. Çaresizlik; ekmekle ilaç arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktır.

Yoksulluk, sadece parasızlık değildir. Yoksulluk; insanın onuruyla sınandığı, sabrının her gün biraz daha törpülendiği ağır bir imtihandır. Sağlık ise parayla satın alınamayan ama parası olmayanın en çok muhtaç olduğu nimettir. Ne yazık ki bu ülkede binlerce insan, hem yoksullukla hem de hastalıkla aynı anda mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır.

Bir ayağını, bir uzvunu, sağlığını kaybeden insanların hikâyeleri çoğu zaman birkaç satırlık haber olur, sonra unutulur. Oysa geride kalan acı, o insanın ve ailesinin her gün yeniden yaşadığı bir gerçektir. Protez bekleyen, ameliyat sırası kollayan, ilaç parasını denkleştirmeye çalışan insanların sesi çoğu zaman duyulmaz.

Bu bir sitem değildir; bu bir haykırıştır. Bu bir isyan değil; bu bir vicdan çağrısıdır.

Sormak istiyoruz:

Hiç hastane odasında “keşke param olsaydı” diye düşündünüz mü?

 Hiç evladınıza, torununuza mahcup oldunuz mu?

Hiç “ben ne olacağım” korkusuyla sabahladınız mı?

Eğer bunları yaşamadıysanız, bilin ki bu ülkede yaşayan birçok insan her gün bu duygularla sınanıyor.

Sosyal devlet anlayışının, dayanışmanın ve insan onurunun yeniden hatırlanması gereken bir dönemdeyiz.

Çaresizlik kader değildir.

Yoksulluk alın yazısı değildir.

Sağlık, bir lütuf değil haktır.

Bu yazı; görmezden gelinenlerin, unutulanların, sesi duyulmayanların ortak sesidir.

Yetkililere, vicdan sahiplerine ve topluma açık bir çağrıdır: Kimseyi çaresizlikle baş başa bırakmayın. Gazeteci Tahir Kavri