Tahir Kavri Yazdı: Asıl Suç, Anlamayana Anlatmaktır
Dilden dile dolaşan ibretlik bir hikâye, toplumdaki önemli bir gerçeği bir kez daha gözler önüne seriyor.
Edinilen anlatıya göre, otlayan bir eşek, farkında olmadan otlarla birlikte bir arıyı da yuttu.
Hayatta kalma refleksiyle hareket eden arı, eşeğin dilini sokarak kendini kurtardı.
Acıyla ağzını açan eşekten kurtulan arı, kısa sürede kovanına ulaştı. Ancak yaşananlar bununla sınırlı kalmadı.
Eşek, öfkeyle arının peşine düştü ve durumu doğrudan kovanın lideri olan kraliçe arıya taşıdı. Olayın ardından taraflar arasında adeta bir “yargılama” süreci başladı..
Kraliçe arı, savunma isteyen arıya “Neden böyle bir şey yaptın?” sorusunu yöneltti.
Arı ise net bir cevap verdi: “Canımı kurtarmak için.” Buna rağmen eşek, ceza verilmesi konusunda ısrarcı oldu.
Tüm baskılara rağmen sağduyulu bir değerlendirme yapması beklenen kraliçe arı, sürecin sonunda arı hakkında idam kararı vermek zorunda kaldı.
Kararın ardından arı, verilen hükmün adil olup olmadığını sorguladı. Kraliçe arının verdiği cevap ise dikkat çekiciydi: “Bu karar adil değil.
Sen ölümü hak etmedin. Ancak senin asıl hatan, laf anlamayanlarla muhatap olmaktır.”
Uzmanlara göre bu tür anlatılar, toplumda sıkça karşılaşılan bir duruma işaret ediyor: Haklı olanın değil, sesi çok çıkanın etkili olduğu ortamlar. Mesaj ise açık ve sert: Her tartışma muhatap alınmaya değmez.
Her doğru, herkese anlatılmaz. Ve bazı insanlar, ne kadar anlatılırsa anlatılsın anlamaz. Toplumsal hayatta sıkça karşılaşılan bu durum, bireylerin enerjisini doğru yerde kullanması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Çünkü kimi zaman en büyük hata, yanlış insanla doğruyu tartışmaktır.