Tahir Kavri Yazdı: “Kendi Ülkemde Yabancı, Kendi Dilimde Yetimim!”

Ben Kürdüm. Bu kelimeyi korkmadan söylüyorum. Çünkü doğduğum toprak da, yürüdüğüm yol da, soluduğum hava da bana ait. Ama ne acıdır ki, kendi ülkemde kendi dilimle konuşmak hâlâ bir suç gibi görülüyor.

Tahir Kavri Yazdı: “Kendi Ülkemde Yabancı, Kendi Dilimde Yetimim!”

Bu topraklarda doğdum, bu bayrağın altında büyüdüm.

Ama ağzımdan “rojbaş” çıktığında, bakışlar değişiyor.

Bir anda yabancı oluyorum kendi ülkemde. Kendi kimliğimle, kendi dilimle suçlu ilan ediliyorum.

Soruyorum size: Benim Kürt olmam neden rahatsız eder?

 Benim dilim, bin yıllık bir medeniyetin sesi değil midir?

Kürtçe konuşmak neden korku yaratır bu memlekette? 

Bu ülkede her dil serbesttir, her ses yankılanabilir — yeter ki Kürtçe olmasın! Kürtçe, sanki bir tehlikeymiş gibi susturulmak istenir.

Ama unutanlar bilsin: susturulan her kelime, direnişe dönüşür. Zincir vurulan her dil, bir gün o zinciri kırar!

Ben kendi ülkemde yabancıyım artık. Kendi vatanımda, kendi toprağımda, kendi dilimde yetimim.

Ama boyun eğmem! Çünkü benim damarlarımda, bu ülkenin her savaşında can veren dedelerimin kanı var. 

Bu vatanı biz birlikte savunduk, birlikte kazandık. Bugün kimse bize “yabancı” diyemez! Kürt olmak suç değildir.

Kürtçe konuşmak suç değildir. Asıl suç, bu ülkenin bir parçasını inkâr etmektir!

Benim dilim yasaklanabilir, ama kimliğim asla silinemez. Kürtçe susarsa, adalet susar; Kürt inkâr edilirse, insanlık eksik kalır.

Bu ülkenin toprağına ne kadar Türk’ün, Laz’ın, Çerkez’in kanı döküldüyse, o kadar da Kürt’ün kanı vardır.

Biz bu vatanın asli sahibiyiz, kimse bize “misafir” muamelesi yapamaz! 

Unutmayın: Kürtçe’yi susturmak, bir halkın kalbini susturmaktır.

Ama kalpler susturulmaz.

 Benim kalbim Kürtçe atıyor! Ve bu kalp, son nefesine kadar bu dili, bu kimliği, bu halkı savunacak!